| 

TAY 2008 yılı Türkiye Arkeolojik Tahribat Raporu: Manastıra viyadük, saraya oto lastikçisi ve halı saha
nilipahri tarafından yazıldı   
Perşembe, 04 Haziran 2009 22:11

Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri Projesi, gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle Marmara Bölgesi'nde 336 arkeolojik yapının yoğun tahribata uğradığını bildirdi. Tahribat örneklerinden en çarpıcı olanları arasında tescilli manastırın yıkılıp viyadük yapılması, saraya halı saha ve oto lastikçisi yapılması olarak gösteriliyor.


Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri ( TAY ) Projesi'nin hazırladığı '2008 yılı Türkiye Arkeolojik Tahribat Raporu' Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nden bugün yapılan basın toplantısıyla açıklandı. Marmara Bölgesi ve Bizans dönemini kapsayan raporda, Marmara Bölgesinde 336 arkeolojik yapının yoğun tahribata uğradığı belirtildi.


Tahribat görsel olarak belgeleniyor
    
     'TAYEx' adını verdikleri keşif projesi kapsamında İstanbul, Bursa, Balıkesir ve Çanakkale başta olmak üzere Marmara Bölgesi'nin tüm şehirlerinde inceleme yaptıklarını ifade eden TAY Koordinatörü Arkeolog Prof. Dr. Oğuz Tanındı, ' 2008 yılında bölgede 433 yapı belgelendi, 36 daha önce bilinmeyen yapı bulundu. Bu yapıların envanterleri çıkartılıp bilgisayar ortamına aktarıldı. Bu şekilde, geçmiş elektronik olarak korumaya alınıyor, ayrıca çekilen birçok fotoğraf ve filmlerle tahribat görsel olarak da belgeleniyor.' dedi.
    
'Biz konuşurken tarihi eserler yağmalanıyor'
    
     Tanındı, hazırladıkları tahribat raporunu Avrupa Birliği kurumları, Cumhurbaşkanı, Kültür Bakanı, üniversite rektörleri gibi bir çok kişi ve kurumlara yolladıklarını vurgulayarak, 'TAY, gönüllülerden oluşan bir kuruluş. Oluşturduğumuz raporda sorunlar ve onların çözümleri var. Bunlar resmi kurumlara da gönderildiği için aynı zamanda bir uyarı niteliği taşıyor, gücümüz olmadığı için sadece uyarı yapabiliyoruz. Biz şu anda burada konuşurken belki bir defineci bir höyüğü kazıyor ya da karayolları 7 bin yıllık bir araziyi yok ediyor. Tahribat yoğun yaygın ve sürekli yapılıyor' şeklinde konuştu.
Tahribatın doğal yollardan daha çok insan eliyle yapıldığını vurgulayan Prof. Dr. Oğuz Tanındı, modern yerleşmenin engellenmemesi ancak bilginin de kaybolmaması gerektiğini söyledi. Tanındı, 'Yapılaşmayla gelen tahribat yüzde 33, yol tahribatı yüzde 20, doğal olaylarla gelen kayıp yüzde 19, ardıl kullanım yüzde 12 ve kaçak kazılar yüzde 11'dir' dedi.
'Tescilli esere viyadük yapıldı'
    
     Devletin kültür politikasını eleştiren Tanındı, TAY'ın bütün çalışmalarını aslında devletin 'kültürsüzlük politikasını' gösterdiğini savunarak, şunları söyledi:'Biz kimseden destek almadık. Yaptığımız bu çalışmaları devletin kurumlarının yapması gerekir, ama onlar bir şey yapmıyor. 16 yıldır çalışıyoruz birçok kültür bakanı geldi geçti ama sadece İstemihan Talay teşekkür etti. Devlet, sistemli çalışmalı Yenikapı'daki buluntular 10 yıl önce biliniyordu ama araştırma yapılmadan bölgeye girildi ve şimdi her şey karmakarışık oldu. Bakıldığı zaman bazı bölgelerde devletin kendi eliyle yaptığı tahribat daha fazla İstanbul Pendik'te Bizans dönemine ait 'Pendik Manastırı' 1975'te Kültür Bakanlığı tarafından tescillendi. Daha sonra 1995'te yine devletin kurumu Ulaştırma Bakanlığı manastırı tamamen yıkarak, üzerinden viyadük geçirdi. Devlet kendi tescillediği alana viyadük yapıyor' ifadelerini kullandı.
    
'Saraydan oto lastikçi'
    
Prof. Dr. Oğuz Tanındı, Marmara Bölgesi'ndeki tahribatın daha çok İstanbul'da yoğunlaştığının altını çizerek şöyle devam etti:' Küçükçekmece'de bir Bizans Sarayı'nın üzerine futbol sahası ve çöplük yapılmış, kilisenin sadece 4 sütunu kalmış. Fatih'te Boğan Sarayı'nın yerine oto lastikçisi yapılmış, herhalde kralın arabasının lastiklerini tamir ediyorlar. Görüldüğü gibi çağdaş kültür, eski kültürün üzerine oturuyor. Tarihi eserleri, 'kültürel miras' değil 'kültürel emanettir' olarak görüp korumalıyız.

Raporun tam metni: www.tayproject.org/dosyabizmar.html adresinde.

Haber: Ümit Altındere , İÜHA