| Arkeoloji'nin Metodu |
| Acemi Arkeolog tarafından yazıldı |
| Cumartesi, 03 Mart 2007 04:04 |
|
Arkeoloji, eski çağlara ait insan topluluklarının ürünü olan her şeyi toplar, sınıflandırır; bulunuş durum ve yerlerini de göz önüne alarak sonuç çıkarır.
Arkeoloji uygulamalı bir bilimdir. Bu özelliği ile Zooloji ve Botanik'le benzeşir. Botanik nasıl bitkileri, Zooloji nasıl hayvanları toplayıp, tamamlayarak, sınıflandırırsa; arkeoloji de eski kültür kalıntılarını toplar, tanımlayıp, sınıflandırarak, ait oldukları kültürleri ve zamanlarını belirler. Arkeolojik bir çalışmanın aşamaları şöyledir:
1. YÜZEY ARASTIRMASI: Arama bir arkeologun isidir. Yeraltında bulunan eski kültür kalıntılarını çıkarmada titiz bir çalışma yapmak gerekir. Arkeolojik Yerleşmelerin bulunması, belgelenmesi ve bunların herhangi bir kazı işlemine başvurulmadan bilimsel yöntemlerle incelenmesi, toprak üstündeki kalıntılarının elde edilip yorumlanmasına " yüzey araştırması " denir. Henüz bilinmeyen arkeolojik yerler, açık arazide yürüyerek ya da araba ile dolaşılarak bulunur. Amaçlı olarak yapılan bu araştırma, arkeolojik yüzey araştırmasının gerekli bir bölümüdür ve çalışmanın ilk basamağını oluşturur. Toprak üstü arama-yüzey araştırması- çeşitli merkezler üzerinde uygulanabilen bir yöntemdir. Bunlar; höyük, akropol, düz arazi yerleşimi, kurumuş nehir yatağı, Tümülüs ve nekropoldür.
a. HÖYÜK: Arapların "tell" ya da "tal",Perslerin "tepe" diye adlandırdıkları höyükler, eski yerleşmelerin yıkılması veya doğal tahribi sonrasında onların kalıntılarıyla oluşmuş doğal olmayan tepeciklerdir. b. AKROPOL:"Akro" (yüksek), "Polis" (şehir) kelimelerinden türetilmiş akropol, yüksek ve savunulması kolay tepeler üzerinde kale anlamındadır. Bu kale içinde yönetici krallığa ait çeşitli sosyal ve dinsel yapılar yer alır. Akropol Kral’ın korunmasına ayrılmıştır; halk ise akropolün eteğinde yaşamını sürdürür. Örnek olarak, Atina Akropolü, Bergama Akropolü ve Priene Akropolü gösterilebilir. c. DÜZ ARAZI YERLESMELERI: Düz yerleşmelerdeki asal özellik sur duvarlı kalelerdir. Özellikle savunma amacıyla sağlam yapılı surlar ve yerleşme olarak da tepe sırtları seçilmiştir. Akropol krallığı temsil ettiği için halk daha çok ovadaki tarlaların bulunduğu düz arazide yasardı. Düz arazi yerleşimlerine örnek gösterebileceğimiz Zincirli ve Kargamış’ta kaleler bazı kısımlarında çift sur duvarlarıyla çevrelenmiştir. d. KURUMUS NEHIR YATAGI: Yöreye ait seramik ve benzeri tasınmış malzemeyi derleyebilmek, ayrıca toprak altı tabanlaşma konusunda kısıtlı da olsa bir fikir sahibi olmaya yönelik, yüzeyde yapılan araştırmaların bir bölümünü kapsar. e. TÜMÜLÜS: Bunlar önemli kişilere, özellikle de kral ve prenslere ait mezar yapılardır. Gerek Tümülüs, gerekse höyük dış görünüş olarak birer "yapay tepecik"ten oluşmuştur. Farklılık içyapıdaki kuruluşlardır. Tümülüslerde önce mezar odası düz bir alan üzerine inşa edilir. Daha sonra üzeri kapatılarak dev bir toprak yığınıyla örtülür. Bu yapı tarzıyla hem mezarın yeri bir tepecikle belirlenmiş olur, hem de mezar odası soyguncuların dıştan gelecek tehlikelere karsı korunmuş olur. Örnek olarak, Frigler’in "Midas’ın Mezarı" diye anılan Gordion Büyük Tümülüs'ü gösterilebilir. Anadolu’da Tümülüslerin en yoğun rastlandığı yöre ise Lydia’dır. f. NEKROPOL: Yüzey araştırmasının yapılabileceği bir diğer saha ise nekropollerdir." Nekro" (ölüler) ve "Polis" (şehir) kelimelerinden türetilmiş nekropol mezarlıkları kapsar. Genellikle kent dışında, bazen de ana kapının hemen yakinin da yer alırlar; Assos ve Termessos'ta olduğu gibi.
2. BULMA: Araştırmacı, yüzeyde yaptığı çalışmalar sonucunda bazı verileri toplar. Bunların basında seramik eşya, kirik çanak-çömlek parçaları; küçük buluntularla sikkeler ve süs malzemesi gelir. Seramik eşya kırıldıktan sonra bir daha kullanılmadığı için, ayrıca hemen her yerleşimde bol miktarda ele geçmesi dolayısıyla geçmiş kültürlere ait ipuçları bulmada büyük önem taşır. Arkeologun yüzey araştırması sonucunda elde edebildiği bulgular değerlendirilir ve sonuçta, ilgili yerleşimde kazıya gerek olup olmadığına karar verilir. Eğer Araştırılan sahada seramik bulgu yoksa bu orada kazı yapılamaz anlamına da kesinlikle gelmez. Bazen bir sikke, bazen de bir mühür ya da yazıt parçası bile oranın önemini göstermeye yeterlidir.
3. KAZI: Önceden topografik haritası çıkarılmış ve sınırları belirlenmiş arkeolojik alanlarda, yetkili makamlardan alınacak izinle bilimsel sorumluluğa sahip kişilerin yapacağı "kazma" işlemidir. Arkeolojik kazılar amaçlarına göre; a. Planlı Kazılar b. Kurtarma Kazıları c. Rastlantısal Kazılar diye sınıflara ayrılır. Bunlar yerleşme biçimlerine göre kendilerine uygun yöntemleri ve teknikleri uygularlar.
Paylaş
Email Gönder
Okunma: 1774 Yorum yaz!
|
| Son Güncelleme ( Perşembe, 22 Mayıs 2008 18:02 ) |
İstanbul Üniversitesi'nin Yaptığı Kazılar (1932 – 2000)İstanbul Üniversitesi'nin 1932'den 2000'e kadar yapmış olduğu kazılar.1- Yarumburgaz Cave : Güven ARSEBÜK ve Mihriban Özbaşaran (1988-1990)2- Yarımburgaz Cave :... Arkeoloji | nilipahri Devamı |
|
Kategori: Arkeoloji |