| AlacaHöyük |
| Acemi Arkeolog tarafından yazıldı |
| Pazartesi, 05 Mart 2007 04:15 |
|
Alacahöyük, Çorum'un 45 km . güneyinde, Alaca İlçesi'nin 17 km . kuzeybatısında yer almakta olup, Boğazköy'e 34, Ankara'ya ise 210 km . uzaklıktaki Alacahöyük Köyü yerleşim alanı içerisindedir.
 Anadolu'nun tarihi coğrafyasında emeği büyük olan W. Ramsey de Wilson ile birlikte 1881 yılında höyüğü inceleyerek birkaç yeni kabartmayı daha önce bilinenlere eklemişlerdir. 1893 yılında ise E. Chantre Anadolu'ya geldiğinde ilk olarak höyüğe gelmiş ve o da sfenkslerin arasındaki dört köşe dehlizi ve onun gerisindeki ikinci kapıyı ve kapının sövelerini ortaya çıkarmıştır. Kabartmaların mülajını alan Chantre, kabartmaların konularına bakarak, Perrot gibi burasının bir saraydan ziyade mabet kapısı olabileceğini ileri sürmüştür. Sfenksli kapının güneyindeki aslanları da inceleyen Chantre bu kapılardan biri üzerinde yer alan yazının Frig yazısı olduğu görüşünü Ramsey'in yazısından sonra daha da kuvvetlendirmiştir. Kalkolitik Dönemi takip eden ve 4 yapı katı ile temsil edilen Eski Tunç Çağı Alacahöyük'te 13 kral mezarı ile önem kazanmıştır. 5. ve 7. kata ait olduğu ileri sürülen mezarlar şehrin özel bir alanında yer almaktadır. Bunlar biçimleri bakımından Anadolu'nun ve hatta Önasya'nın eşsiz mezar örnekleri olarak nitelenebilir. Mezarlar yetişkin erkek ve kadınlara aittir. Bu mezarlara çocuk ve bebek gömülmemiştir. Ayrıca bu mezarlarda birden fazla gömüye de rastlanmamıştır. Orta Anadolu'daki diğer mezar tiplerinin aksine Alacahöyük'te hem mezarların hem de ölülerin istikametinde bir birlik vardır. Ölü hediyeleri Eski Tunç Çağında Ege ve Önasya'da bilinenlerin en zengini ve çeşitlisidir. Bunların arasında bugüne kadar benzerlerine diğer kültür bölgelerinde rastlanmayan güneş kursları, geyik ve boğa heykelleri, süs eşyaları, kama, kılıç, balta gibi savaş aletleri ile pişmiş toprak, taş, altın, gümüş, tunç, bakır ve elektrondan yapılmış eserler de vardır. Eski Tunç Çağında Alacahöyük'ün mimari sistemi, Anadolu'nun özgün yapı tekniğine dayanmaktadır; bu tekniğe göre yapılan taş temelli, kerpiç duvarlı, düz tavanlı, sıvalı taban ve toprak çatılıdır. Höyük'te olası şehrin dinsel kapısını oluşturan güneydoğudaki sfenksli kapıda, iki sfenks yer almaktadır. İki metreden yüksek olan ve monolit taş lentoları üzerine yontulmuş olan sfenks protomlarında başlar dikkati çekmektedir. Dışarı taşkın şişkin gövdeli sfenksler ayrık ve kısa bacaklar üzerinde durmaktadır. Doğu tarafındaki sfenksin iç yüzünde pençelerinde tavşan taşıyan çift başlı kartal bulunmaktadır. |
| Son Güncelleme: Cuma, 07 Mart 2008 21:43 |
|
|
Arkeoloji Son Başlıklar
İstanbul Üniversitesi'nin Yaptığı Kazılar (1932 - 2000)İstanbul Üniversitesi'nin 1932'den 2000'e kadar yapmış olduğu kazılar.Yarumburgaz Cave :... Arkeoloji | nilipahri | Pazar, 3 Ağustos 2008 |
İstanbul'un Altındaki Gizemli Hazineİstanbul'daki Roma dönemi eserlerinin başında gelen Çemberlitaş'ın altındaki bir odada,... Arkeoloji | mahmut | Çarşamba, 4 Haziran 2008 |
Tutankamon'un Laneti (MÖ 1361-1352)![]() Mezarındaki inanılmaz zenginlik bulunduğu halde Tutankamon (MÖ: 1361-1352) hala hakkında... Arkeoloji | mahmut | Perşembe, 22 Mayıs 2008 |
Forumlardan Son Başlıklar
- Yezidilerideki Çivi Yazısı
asiyami 03-12-08 03:19 - Güzel bir kitap..
amandagelo 16-11-08 16:05 - Cvp:Bilgi ve Belge İstek
HeLLeN 06-11-08 11:00 - Cvp:Bilgi ve Belge İstek
semra 28-10-08 09:28 - Cvp:Bilgi ve Belge İstek
willow 27-10-08 11:15
Höyük, bilim alemine ilk kez 1835 yılında W.C. Hamilton tarafından tanıtılmış olup, bu yıllardan itibaren höyük Orta Anadolu'yu ziyaret eden bilginlerin uğrak yeri olmuştur. 1861 yılında ise G. Perrot Anadolu gezisi sırasında höyüğe gelmiş ve kapının sağ ve solundaki dört köşe kulenin planı ile orthostatlardan birini açığa çıkarmışır. Perrot bu çalışmadan sonra bu kabartmaların hitit dönemine ait olduğunu da ilk olarak ileri süren kişi olmuştur. 