Mezarındaki inanılmaz zenginlik bulunduğu halde Tutankamon (MÖ: 1361-1352) hala hakkında en az bilgi bulunan firavundur. Tahta çıkma hakkını, ünlü kral Akhenaton (MÖ.1379-1362) ile kraliçe Nefertitiânin kızı Prenses Ankhesenpaatenâle evlenerek elde etmişti. Tutankamonâun ebeveyninin kimler olduğu konusunda, bazı uzmanlar bu firavunun, âAkhennatonâun Nefertiti dışında bir kadından olan oğluâ tezini ileri sürüyorlar. Bazı uzmanlara göre de Tutankamon, Akhenatonâun babası III. Amenofisâin (MÖ.1417-1379) birinci karısı Tiyâden doğmuştur. Kesin olan, Tutankamonâun III.Amenofis ve Akhenatonâşa akraba ve soylu olduğudur. Dokuz yaşında tahta çıkan ve adı 12 yaşına kadar âtutankatenâ olan Tutankamon (Güneş tanrısı Amonâun yaşayan temsilcisi) krallar arası savaşlarını en yoğun olduğu dönemde doğmuştu. Kralların fethettikleri toprakların genişlediği ve komşu ülkelerden de altının ülkeye aktığı bu dönemde Mısır, dünyanın en zengin ülkesiydi Firavun vaktini, daha çok yönetimin bulunduğu Memphisâle geçiriyordu ama Mısırâın başkenti Teb şehriydi. Tutankhamonâun tahta çıktığı sırada Mısırâın bütün tapınakları bakımsızlıktan kırılıyor.
Yönetimdeki karışıkların önü alınamıyor, Suriyeâye düşmanla çarpışmaya giden ordu sürekli yeniliyordu. Tutankamon âbabasıâ Amonâun Ptahâın ve diğer tanrıların altın heykellerini yaptırdı, çözülmüş olan rahiplik kurumlarını düzenledi, tapınakların hazinelerine büyük bağışlar yaptı.
Akhenaton Güneş tanrısı Atonâa bağlı tek tanrılı bir düzen kurdu ve Mısırâlıları diğer tanrıları bırakmaları için zorladı. Başkenti Tebâden, Akhetaton(şimdiki Amarna) ya taşıdı. Firavun Akhenatonâun tersine âEski Rejimâi canlandırdı ve III. Amenofis zamanında bitirilmemiş olan anıtların tamamlanması işine girişti. Bu işlerin arasında Luxor tapınağı da vardır. Bugün, Tutankamonâun tahtta kaldığı dokuz yıl boyunca askeri bir harekata katılmadığı düşünülüyor. Sadece keşif için general Horemhem komutasında Filistinâe ve Lübnanâa asker gönderdiği sanılıyor.
Tutankhamon 19 yaşındayken aniden öldüğü için geride vasiyet bırakmamıştır. Kafatasında sol kulağın arkasında tahribat bulunduğu için, ölümünün bir kaza sonrasında olduğu sanılıyor. Ancak, şu anki Mısır bilimcilerin ürettiği senaryolara göre Tutankamonâun generali Horemheb, iktidarı ele geçirmek için Tutankamonâun kafasının arkasına sert bir cisim ile vurmuş ve ölümüne neden olmuştu.
Mezarının yanında bulunan iki küçük tabuttaki ölü doğmuş bebeklerin, Tutankamonâla çok sevdiği eşi Ankesenamunâun çocukları olduğu sanılıyor. Bunun yanısıra hayvan mumyaları da bulunmuştur. Tutankamonâun mezarında bulunan lambada ise gün ışığı ile birşey görülmeyen, ancak zifiri karanlıkta görülebilen, ikisinin burun buruna figürleri bulunmaktadır. Tutankamonâun ölümünden sonra, tahta çıkan General Horemheb, Tutankamonâun tapınaklarını kendisine aldığı gibi, onun aldığı gibi, onun adını da unutturmak istemiş, ama bilinmeyen bir nedenle Tutankamonâun lahdine dokunmamıştı.
Bunun, kendisinin işlediği cinayeti dikkat çekmemek üzere örtbas yöntemlerinden biri olduğu söylenebilir. İşte bu lahit,1922 yılında Lord Carnarvaon ve Howard Carter adlı iki İngiliz ejiptolog tarafından bulundu. Tam 3000 yıl sonra Horemhebâe ilginç bir oyun oynamış, sonunda yine Tutankamon üne kavuşmuştu.
TUTANKAMONâUN LANETİ
Eski Mısır Uygarlığı büyük ilgi çeken gizemini sürdürüyor. Kazılar, arkeoloji araştırmaları sürdükçe ortaya yeni bilgiler çıkıyor. Bulunan her yeni kalıntı, bilinenleri değil, bilinmeyenleri çoğaltıyor sanki. Mısırâa yaşayan en ilginç olaylardan biri de Firavun Tutankamonâun mezarının açılmasıyla ilgiliydi. Her şey Carnavon Lorduânun ölümüyle başladı.
İNGİLTERE âDE BİR CENAZE TÖRENİ
1923 yılının 30 Nisan günü İngiltereâde Hampshire bölgesinde Beacon Tepesiânde sade bir cenaze töreni düzenlendi. Törene katılanlar heyecanlıydılar. Çünkü toprağa vermek üzere oldukları Carnarvon Lordu George Edward Stanhope gizemli bir biçimde öldürülmüştü. 3000 yıllık lanet⦠Herkes, Lordâun Eski Mısırâın 18. Sülale firavunlarından Tutankamonâun lanetine uğradığına inanıyordu. Lord, bu firavunun mezarının açılması için para harcamış ve bizzat kazılara katılmıştı.
Carnavon Lorduânun ölümünü başka ölümler izledi. Tutankamonâun mezarına girip çıkan ya da bu işe karışan birçok insan anlaşılmaz bir biçimde yaşamını yitiriyordu. Firavun Tutankamon öleli 3000 yıldan uzun süre geçmişti. Yani 3000 yıl sonrasına uzanan bir lanetten söz ediliyorduâ¦
LORD MISIRâA GİDİYOR
Bu esrarengiz âmezar açmaâ olayını aydınlatabilmek için, işe Carnarvon Lorduânun Mısırâa gidişinden başlamak gerekiyor. Parası bol, yapacak işi pek olmayan İngiliz soylusu Carnarvon Lordu dünyayı dolaşıyor, keyfine göre yaşıyorken,1901 yılında Almanyaâda Bad Schwalbach kaplıcalarında bulunduğu sırada bir araba kazası geçirdi. Göğsü çok kötü zedelendi. İngiltereâye döndü.
Soluk almakta güçlük çekiyordu. Bir süre tedavi gördükten sonra iyileşti. Ama özel doktoru ona tedbirli davranmasını tavsiye etti. Özellikle kış mevsimlerini soğuk İngiltere yerine, ılıman ve kuru bir iklimin egemen olduğu ülkelerde geçirmeliydi. O günlerde Mısır, Avrupalılar için çok gözde bir ziyaret yeriydi. Lüks oteller ve tarihsel kalıntılar çok sayıda turisti buraya çekiyordu. Özellikle Krallar Vadisi denilen yerde yapılan kazılara Lord büyük ilgi duydu.
Â
ARKEOLOG CARTER
Carnarvon Lordu Mısırâda kısa sürede eski sağlığına kavuştu. Ama Mısırâdan bir türlü kopamadı. Sanki bir şey onu dürtüyordu.
Eski Mısır uygarlığını incelemeye başladı. Yapılan kazıları izlemeye koyuldu ve bir gün bizzat kendisi bu kazılara katıldı. 1907 yılında yine Mısırâda iken yurttaşlarından arkeolog Harold Carterâla tanıştı ve onu kendisine danışman yaptı. Carter 33 yaşındaydı ve 17 yaşından beri Mısırâdaydı. Birçok kazıda bulunmuş, ünlü arkeologlara yardımcılık yapmıştı. Tarihi Kalıntılar Servisiânde çalışmış ve Krallar Vadisiândeki kazıları denetlemişti; ama Mısır yetkilileriyle arasında anlaşmazlık çıkınca görevinden istifa etmişti.
Carnarvon Lordu kendisine rastladığı sırada,manzara ressamlığı yaparak hayatını kazanmaktaydı. O da, nedense bir türlü Mısırâdan ayrılamıyordu. Carnarvon Lordu, ona yılda 400 İngiliz Sterlini ücret ödemeye başladı. Mısırâda mezar demek, hazine demekti. Çünkü eski Mısırlılar ölülerini, öbür dünyaya en değerli hazineleriyle birlikte gömerek uğurlardı. Lord, bulunacak bir hazine ile Carterâİn ödediği parayı kat kar çıkaracağını inanıyordu.
Arkeolog Carter, Carnarvon Lorduânun parasıyla 15 yıl boyunca kazılar yaptı. Birinci Dünya Savaşı sırasında bile araştırmalarını sürdürdü. Bazen çok ilgi çekici bir mezar bulduğu oluyordu ama, yapılan masrafı karşılayacak bir tarihsel yapıt ya da hazine ortaya çıkmıyordu. 1922âde Lord İngiltereâdeyken, Carterâa bir mektup yazarak, aralarında anlaşmayı iptal etmek istediğini bildirdi. Oysa Carter o sıralarda önemli bir mezarın izi üstündeydi. İngiltereâye gidip Lordâu kazılarına sürdürülmesine ikna etmeyi başardı. Ekim ayında Mısırâa döndü. Kazıların yapıldığı Luksor bölgesine yerleşti. Kendisine şans getirmesi için bir kanarya satın aldıâ¦
CARTER MEZARIN İZİNDE
1 Kasım 1922âde o güne kadar hiç kazılmamış bir hektarlık bir üçgende çalışmalara başlayan Carter, 4 Kasımâda çökmüş bir merdiven girişi buldu. Bir gün sonra ise,bu girişin olduğunu kesin biçimde anlamıştı. İngiltereâye telgraf çekmesi üstüne, Lord, kızı Lady Evelyn ile birlikte Mısırâa gelerek bizzat kazılara katılmaya başladı. 26 Kasımâda,yaptıkları kazının bütün molozlarını temizlemişlerdi. Ardından sanki içeriden kilitlenmişçesine kapalı duran bir kapıyı açmayı başardılar.
İçeri ilk giren Carter oldu.Gördükleri karşısında adeta dili tutuldu. Bu çok odalı mezarın giriş odası bile hazinelerle doluydu.
LORD OLAYI THE TİMESâA SATIYOR
Lord, o ana kadar harcamış olduğu paraları çıkarmak istiyordu. Mezardan ne kadar değerli şeyler çıkarsa çıksın, onlara sahip olması olanaksızdı. Çünkü Mısır hükümeti kazıyı denetliyordu. Lord, mezarla ilgili bilgileri The Times gazetesine para karşılığı sattı. Böylece İngiliz okurlar, kazı sırasında olan biten herşeyi günü gününe izlemeye başladılar.
Â
TUTANKAMONâLA BULUŞMA
Lord, Carter, Lordâun kızı Lady Evelyn ve Carterâın yardımcısı Arthur Callender ile birlikte bir gece, mezarın ana bölümüne girmeyi başardılar. Tümü gördüklerinin gerçek olup olmadığından kuşkuya düştüler. Her şey altındandı. Firavunâun mumyasının koskocaman bir altın sandukanın içinde olduğu anlaşılıyordu. Duvarlarda altın çerçeveli resimler vardı. Bunlar da firavunun ailesine aitti. Tanrı Osirisâİ sembolize eden parlak cilalı altın bir mask da duvarda asılıydı. Carter ve Lord ne bulduklarını biliyordu. Bu mezar 18. Sülale krallarından Tutankamonâundu. Tutankamon M:Ö 1346-1339 arasında bir tarihte ölmüş, o tarihten bu yana mezar hiç açılmamıştı. Varlığı bile bilinmiyordu. Carnarvon Lordu bulduklarını bütün dünyaya ilan etti. Kazı sırasında çıkan bütün molozlar temizledikten sonra resmi açılış yapıldı. Gazeteciler fotoğraflar çektiler. Olay bütün dünyaya duyuldu.
âÖLÜM GELECEKâ¦â
Kazılar devam ederken ilgi çekici bir şey olmuştu. Bütün vaktini kazı yerinde geçiren Carter, kaldığı eve pek uğramıyordu. Oraya nasıl geldiği bilinmeyen bir kobra yılanı evine girmiş ve Carterâın kafeste yaşayan uğurlu kanaryasını yiyivermişti. Kazılarda çalışan Mısırâlı işçiler inançlı kişilerdi. Bu olayı duyunca çok heyecanlandılar. Bunu bir uğursuzluk belirtisi olarak kabul ettiler. Çünkü kobra yılanı Mısır hükümdarlığının simgesiydi ve Tanrıça Vadeet tarafından korunduğuna inanılan bir hayvandı. İşçiler aralarında olayı şöyle yorumladılar: âYakında ölüm gelecekâ¦â
TURİSTLER MISIRâA AKIN EDİYOR
Tutankamonâun mezarı dünyada büyük ilgi gördü. Mısırâdaki meraklılar yetmiyormuş gibi, binlerce Avrupalı turist Mısırâa akın etmeye başladı. Mezarın girişine her gün binlerce insan geliyordu. Arkeologlar, bilim adamaları, kaşifler, mezarı ve hazineleri görmek için birbirlerini eziyordu. Bazı serserilerin olay çıkardığı da oluyordu⦠Firavun Tutankamonâun 3000 yılı aşkın bir zamandan beri süren âebedi istirahatiâ ne son verilmişti.
Â
LORD İLE CARTERâIN ARASI AÇILIYOR
Carnarvon Lorduâu ve Carterâın mezarı buldukları anda duydukları sevinç bütünüyle yok olmuştu. İkisi de çok sinirliydiler. Mısır hükümeti ile olan ilişkileri bozulmuştu. Carter mezarda bulunan eşyaları kaydetmek için günlerce çok kötü koşullar altında çalıştı. Bir akşam Carnarvon Lordu ile bir araya geldi ve aralarında çok şiddetli bir kavga çıktı. Lord İngiltereâye gitti.
1923 Şubatâında Lordâun sağlık durumu bozuldu. Anlaşılmaz bir biçimde dişleri döküldü. Ateşi bir yükseliyor bir düşüyordu. Mart ayı başında Mısırâa döndü ve bir süre için durumu düzeldi. Ama daha sonra yeniden kötüleşmeye başladı. Ailesi Mısırâa geldi hemen. 26 Mart günü Carnarvon Lorduânda kan zehirlenmesi olduğu resmen açıklandı. 4 Nisan günü Kahireâde Continental Svoy Oteliâde komadaydı. Ertesi sabah saat 2âde tüm hastalığı boyunca yanından ayrılmayan İngiliz hasta bakıcı , Carnarvon Lorduânun öldüğünü bildirdi.
Tam o anda oteldeki ışıklar titredi ve söndü. Otelin penceresinden dışarı bakanlar bütün Kahireâde elektriklerin kesildiğini gördüler. Kentte elektrik kesintileri çok sık olmakla birlikte Lordâun öldüğü andaki arıza için hiçbir açıklamada bulunulmadı. Aynı saatlerde Lordâun İngiltereâdeki şatosunda bulunan İskoçyalı kahya da dehşet içinde irkildi. Lordâun köpeği titriyor ve uluyordu, biraz sonra da öldü.
"MEZARA DOKUNANA ÖLÜMâ¦â
Lordâun ölümü bütün dünyada şok etkisi uyandırdı. Gazeteler Firavun Tutankamonâun mezarında bulunmuş yazılardan söz ediyorlardı. Eski Mısır yazısıyla yazılmış olan bu yazılardan biri şöyle diyordu:
âMezara dokunanlara ölüm gelecektirâ
Bazıları da mezarda başka uyarıların bulunduğunu ileri sürdüler. Bunlardan biri şöyle idi: âÖlüm, firavunların huzurunu bozanı kanatlarıyla katledecektirâ Arkeolog Carter ise Tutankamonâun mezarında bu türden bir lanetin bulunmadığını söyledi. Onu rahatsız eden bir tek şey vardı. Mezarın altın sandukasının önünde bir lamba bulmuştu. Bu lambanın üstünde şöyle yazıyordu: âGizli odaya girilmesini önleyeceğim. Benim görevim ölüyü korumak.â
GİZEMLİ ÖLÜMLER
Firavun Tutankamonâun mezarını ziyaret eden arkeolog ve turistlerden bazıları da kısa bir süre sonra hastalanarak öldüler. Mezarın iç odalarından birinin açılışında bulunan kişilerden biri olan James Henry Breasted, ateşli bir hastalığa yakalandıysa da mezarda çalışmayı sürdürdü. 70 yaşında kadar, yani 12 yıl yaşadı. Amerikalı Milyarder George Jay-Gould, mezarı ziyaret ettiği gün ateşlenerek aniden öldü. Arkeolog Carterâın yardımcılarından biri olan A.C.Mace, ateş nöbetlerine tutulunca işi bıraktı ve 1928âde öldü. Bir başka yardımcısı Richard Bethell, 45 yaşında kan dolaşım yetersizliğinden( !) öldü.
Bütün bu ölümler makul ve doğal nedenlerle açıklanır mı? Havalanan tozda bakteriler olduğu ileri sürüldüyse de bilim adamı Alfred Lucas, bazı bakteri örneklerini inceledi. Bunlardan bir tanesi dışında, aşağı yukarı tümünün zararsız olduğunu açıkladı. Bir süre, mezar duvarlarını kaplayan mantarın bir alerjiye neden olduğu sanıldı. Ama bu konuda da bir kanıt getirilemedi. Eski Mısırâlıların çok etkili zehirler ürettikleri biliniyordu. Açılan tüm mezarlarda böyle zehirler arandı. Ama bulunamadıâ¦
ÖLÜMLERİN ARKASI KESİLMİYOR
Firavun Tutankamonâun mezarına ilgi gösterildikçe ölümler de sürüp gidiyordu. Kahireâde Carnarvon Lorduâna bakan İngiliz hemşire 1926 yılında 28 yaşında doğum yaparken öldü. New Yorkâtaki Metropolitan Sanat Müzesiânin temsilcisi Herbert Winlock Mısırâa geldi. Firavun Tutankamonâun mezarı yüzünden öldüğü sanılan insanların bir listesini yaptı. Kahire Üniversitesiânden Dr.İzzettin Taha, yıllar sonra konuyla bilimsel olarak ilgilendi.
Â
 Arkeologların ve müzelerde çalışanların ciğerlerinde mantar hastalıkları olduğunu buldu. Eski mezarlara girmiş olanların da bu hastalıktan ölmüş olabileceğini ileri sürdü. Kısa bir süre sonra Kahireâden Süveyşâe giderken, düz yolda kullandığı araba karşı yönden gelen bir arabayla çarpıştı. Yapılan otopside Dr.Tahaânın çarpışmadan saniyeler önce solunum yetersizliğinden öldüğü ortaya çıktı⦠Tutankamonâun mezarının kalıntılarını 1972âde Londraâda ve daha sonra da Amerikaâda sergilenmesinde de gizemli ölümler meydana geldi. Bunlardan en üzücü olanı, Mısır Eski eserler Bölümü Müdürü Dr.Gamaleddin Mehrezâin ölümü idi. Mehrez, bütün bu gizemli ölümlerin, kuşkusuz kişiyi tedirgin edebileceğini, ama lanete kesinlikle inanılmaması gerektiğini söylemişti.
âBakın banaâ demişti, âBütün yaşamım boyunca mezarlar ve mumyalarla uğraştım. Bütün bunların bir rastlantı olduğunun en büyük kanıtıyımâ Bu sözlerin üzerinden dört hafta sonra, sergilenecek eserler Londra yolundayken, 52 yaşında öldü.
LANET DEVAM EDİYOR
Sergilenecek eserleri Londraâda götüren RAF uçağının başteknisyeni Ian Lansdown, bilinmeyen bir nedenle, Tutankamonâun ölüm maskesinin bulunduğu kutuyu tekmelemişti. İki yıl sonra aynı bacağı garip bir kazada kırıldı. Mürettabattan başka kişiler de beklenmedik şekilde öldüler. Başka bir olay da,1980âde "Kral Tutankamonâun laneti â adlı tv filminin çekimi sırasında ortaya çıktı.
Mısırâda çekimin birinci günü tahıl yüklü bir araba bilinmedik bir nedenle devrildi ve filmin yıldızı Ian McShaneâin bacağının 10 yerden kırılmasına neden oldu. Ian McShaneânin yerini Robin Ellis aldı, ancak başka yıldızlar yapıma katılma teklifini reddettiler. Belki de Tutankamonâun laneti, bir hileden ibaretti. Belki de halkın inançları böyle bir olayı yaratmıştı. Ya da ,Tutankamon, mezarında rahatsız edilmeden bırakılmalıydı.