Arkeo.Org

Arkeoloji Mitoloji ve Sanat

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Hitit Uygarlığı (M.Ö. 1650/1620-650)
Acemi Arkeolog tarafından yazıldı   
Pazartesi, 05 Mart 2007 03:55
Asur Ticaret Kolonileri Çağında Anadolu irili ufaklı birçok beylik arasında paylaşılmış durumdaydı. Yazılı kayıtlarda adlarına rastlanan bazı beylikleri şöyle sıralıyabiliriz : Neşa (Kaneş), Hattuş, Mama, Puruşhanda, Kuşşara, Zalpa. Yazılı belgelerde Kuşşara'lı olduğu belirtilen Pithana ve oğlu Anitta zamanında Anadolu' da merkezi bir devletin kurulmasına doğru yol alınmıştır. Anitta Neşa, Zalpa ve Hattuş'u ele geçirerek ilk kez büyük kral unvanını almıştır. Asıl olarak Anitta'dan yüzyıl sonra aynı soydan gelen Kuşşaralı Labarnaş Hattuş'u başkent yapıp, kente Hattuşaş, kendine de Hattuşalı anlamına gelen Hattuşili adını vermiş, böylece M.Ö. 1650-1620 yıllarında Hitit Devleti resmen kurulmuştur

Yerli Anadolulu oldukları kabul edilen Hatti beylerine karşılık Hint-Avrupalı Hititler'in kökeni hakkında fazla bilgi yoktur. Çeşitli varsayımlara göre Hititlerin Anadolu'ya Kafkasya veya Boğazlar üzerinden Kuzey Avrupa'dan geldikleri düşünülmektedir. Bir başka görüşe göre Hititler Anadolu'ya yerleşmeden önce Kuzey Mezopotamya'da yaşamaktaydılar. Fakat bilinen şudur ki Hititler Anadolu'ya geldiklerinde ve daha sonra hep azınlıkta kalmışlardır. Oysa Anadolu'ya geldiklerinde burada yaşayanlar her türlü silahı kullanmayı ve üretmeyi biliyor, aynı zamanda da etrafı surlarla çevrili korunaklı şehirlerde yaşıyorlardı. Bu yüzden azınlıkta olan Hitit göçmenlerinin çok kısa bir sürede bu beylikleri yakıp yıkması kolay degildi. Hititlerin başarısı yerli uygarlığı kabul etmelerive buna uyum göstermeleridir.

I.Hattuşili’nin Hattuşa’yı başkent yapmasından sonra Hitit Devleti hızlı bir biçimde gelişmeye başladı. I.Murşili döneminde Halep ve Babil’in alınmasıyla Hitit Devleti Yakın Doğu’nun en etkili siyasal güçlerinden biri haline geldi. Bu dönemde kap formlarında sadeleşme göze çarpan özelliklerdendir. Fakat Hititler’in bibru dedikleri hayvan şeklinde törensel kaplar (Rithon) yapma geleneşi sürmektedir. Kap formlarına eklenen bir yenilikse büyük vazolar üzerine kabartma frizler şeklinde yapılan ve daha çok dini törenlerle ilgili olan süslemelerdir. Bu sanat daha sonraki kaya kabartma sanatının öncüsü durumundadır.


GEÇ HİTİT UYGARLIĞI (M.Ö. 1200-650)

Hattuşa’nın M.Ö. 1200 dolaylarında tahribedilmesinden sonra Hitit geleneği Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Mezopotamya’da süregider. Hattuşa’da, Alacahöyük’te ve daha birçok Anadolu yöresinde tanıyageldiğimiz sanat eserleri değişik biçimlere bürünür. Düzinelerce kent devletçiklerinden oluşan bu beyliklerde, başlıca dört sanat dönemi görülmektedir :

1. Geleneksel Geç Hitit Stili (M.Ö. 1050-850) :

· Malatya Aslantepe (Büyük Hitit Krallığı ikonografisini devam ettirirler - Halen Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmektedirler)

· Kargamış (Eserler Ankara AMM’de olup bazıları 8. yüzyılın sonunda Korinth vazo ressamlarına örnek olmuştur)

2. Asur Etkisi Gösteren Geç Hitit Stili (M.Ö. 850-800) :

· Zincirli (Bu eserlerde Hitit biçimi saçlar yanında, kralın ensesinde Asur saç topuzu da görülmektedir - İstanbul, Eski şark Eserleri Müzesi)

3. Asurlaşmış Geç Hitit Stili (M.Ö. 800/750-700) :

Geç Hitit sanatına Aram ögeleri yanında Asur özelliklerinin girdiği dönem. Bu eserlere özellikle Zincirli, Sakçegözü, Kargamış, Malatya ve Tell Halaf örnekleri bu döneme ait eserlerdendir. Örneğin, Hitit aslanlarındaki stilize edilmiş yürek biçimindeki kulak yerine bu dönem aslanlarında natüralist kulak görülmektedir. Ayrıca kalçadaki W-motifi N biçimini almış, oradan da Urartu’ya ve bozulmuş W-motifi biçiminde Hellen sanatına geçmiştir. Geleneksel Hitit kuş adamları da Kartal başlı, at kulaklı şekle dönüşmüştür. Hellen vazo ressamları Sakçegözü kuş adamlarını aynen kopya ederek kullanmışlardır.

4. Aramlaşmış ve Fenikeleşmiş Geç Hitit Sanatı :

Semitik topluluklar olan Aramlar ve Fenikelilerin güneyden gelip Kuzey Mezopotamya’ya yayılmaları sonucu, Hitit sanatına bu unsurlar da egemen olmaya başlar. Zincirli (kısmen Berlin Müzesinde), Sakçegözü, Maraş (Louvre ve Adana Müzelerinde), İvriz Kaya Kabartması, Karatepe heykel ve kabartmaları bu dönemin en bilinen eserleridir.

Hellenler M.Ö. 8. yüzyıl başlarında gemiler inşa edip Doğu Akdeniz’de ticaret yapmaya başladıkları zaman (M.Ö. 750 tarihinde kurulan Antakya’nın güneyindeki Al Mina Hellen kolonisi gibi) şark sanatının (Mısır, Fenike ve Geç Hitit) etkisi altında kaldılar. O dönemde yazıyı kullanmayan Hellenler Fenike alfabesini aldılar, ayrıca şark din ve mitolojisinden etkilendiler (Hitit efsanelerinden Göğün Krallığı-Theogoni ve Ejder İlluyanka-Typhon gibi). Hellenlerin Olympia, Delphi, Atina, Milet, Ephesos, Erythrai ve Eski izmir gibi merkezlerinde 8. yüzyıl Geç Hitit kökenli eserlere bolca rastlanır. Ayrıca 8. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Geç Hitit etkileri Attika vazolarında, daha sonra da Korinth vazolarında görülmektedir.

feed0 Yorum Var

Yorum yaz!

busy
Son Güncelleme ( Cuma, 07 Mart 2008 21:38 )
 

Arkeoloji Son Başlıklar

İstanbul Üniversitesi'nin Yaptığı Kazılar (1932 – 2000)

İstanbul Üniversitesi'nin 1932'den 2000'e kadar yapmış olduğu kazılar.1-    Yarumburgaz Cave : Güven ARSEBÜK ve Mihriban Özbaşaran (1988-1990)2-    Yarımburgaz Cave :...

Arkeoloji | nilipahri

Devamı

Kategori: Arkeoloji

E-Mail Aboneliği

E-Mail adresinizi girin, yeni yazılar anında adresinize gelsin:

Delivered by FeedBurner