Unable to open in write mode '/var/www/vhosts/arkeo.org/httpdocs/plugins/system/jbackup/2008-08-30_10-19-03_jbackup.tar'
| Asur Tİcaret Kolonileri |
| fatih tarafından yazıldı |
| Pazar, 09 Aralık 2007 20:08 |
İlk kez Dilbilimci Grotofend tarafından çiviyazısının çözülmesiyle eski tablet alanında hareketlenme olmuştur. 1925’te Çek bilim adamı Hrozny, Kültepe’ye gelerek Cappadokia tabletlerinin kaynağını bulmak için kazılara başlar. Amaç tablet toplamaktır. 1948 yılında Prof. Tahsin Özgüç Kültepe’de kazılara başlar. Böylece bu konudaki bilgi artar. Konya-Karahöyük ve Acemhöyük de özdeş biçimde bilgi verir. Batı Anadolu’da Beycesultan, Tilmen Höyük de aynı döneme denk gelir. Anadolu’dan toprak alma isteği ilk defa Sargon’la başlar.
Akkadlar 3.bin yılın sonlarında ortadan kalkarlar. Assurlular Anadolu’ya geçişlerini çok organize bir şekilde gerçekleştirmişlerdir. Oldukça sistemli ve savaşmadan bunu başarmışlardır. Assur’dan çıkarak Anadolu güneyi Habur ve Tigris’i Kuzeybatı’ya doğru geçerek yol aldılar. Hem Kahramanmaraş, hem Kilikia’yı geçerek merkezlere yayıldılar. Eşeklerin oluşturduğu kervanlarla yol aldılar. Bazı dokuma ürünleriyle birlikte güneyde olmayan obsidien, bakır, kalay almak için gelmişlerdir. Malatya’dan kuzeybatıya, Kilikia’dan doğal yollarla Cappadokia’ya ulaşdılar. Kızılırmak (Hattuşaş)-(Hattu^s) ve Alişar (Ankuwa?)’a ulaşırlar. Bunlar koloni çağı merkezlerini oluştururlar. Koloni çağı merkezlerinin büyük olanlarına Kârum, küçük olanlarına Wabartum adı verilir. Örneğin Kültepe bir Kârum’dur. O dönemlerden on binlerce tablet-yazıt elimize geçmiştir. Kültepe –Kanes,Acemhöyük-Buru^shanda ancak bir çok koloninin adı tabletler çözülmediğinden bilinmemektedir. Bu dönemde Anadolu’da şehir devletleri vardır. Beyler şehrin başında bulunur. Hattiler denilen bir halk yaşamaktadır.Yönetim bu beylerin elindedir. Yer değiştirme sırasında güvenlik de beylerin sorumluluğundadır. Kervan yollarını tanrılar ve beyler korumaktadır.En iyi bilgileri Kârum ‘dan öğreniyoruz. Bu insanların depo ve evleri var, mallar biriktiriliyor, yazışmalar var, siparişler var, ve bu siparişler Assur’a gidiyordu. Assurluların ise yönetimi ele geçirme isteği kesinlikle yok. Yalnızca ticaret yapıyorlardı. İlginç bir organizasyon ve ilişki içerisindelerdi. Kadınların da erkekler gibi ticaret yaptığı anlaşılıyor. Bu ticaret sistemi Eski Assur-Erisûm ile başlayıp Babil-Samsiiluna ile sona erer (1950-1750). Henüz bu dönemde yazı bilinmemektedir. Ama yazıyı bilmeseler de bilenler bilmeyenler hakkında yazmışlar ve tarihe başlangıç yapmışlardı. KRONOLOJİ Koloni Çağı (M.Ö. 1950-1750) En parlak dönem Kültepe (Kânes Kârumu) Höyük + Kârum alanı Tapınaklar: Geç Saray Erken Saray I b (M:Ö: 1780 – 1680) (yangın) II (M:Ö: 1950 – 1780) III IV parlak dönem geçiş çağı ANATOPRAK Durumun Anadolu’ya Getirileri: -Anadolu’ya yazı geldi, Yazılı belge bırakma aşamasına gelindi. -Sanatta, Mezopotamya’dan gelen öğeler Anadolu sanatını zenginleştirdi. -Yüksek kaliteli çanak çömlek üretimi hız kazandı. -Saray mimarlığı yapımı gelişme gösterdi. Çünkü zenginlik arttı. Kanês: Şu anda kazıya Fikri Kulakoğlu devam eder. Höyük ve ay şeklinde çevrelenen (İ.T.Ç. başlar) kârumdur. 4000 geri giden höyükleşme görülür. Tüccarların höyükte oturması söz konusu değildir. Ticaret yapanlar, koruma alanında yaşamışlardır. Assur ve yerlilerin mahallelerinin ayrı olduğu alandır. Beylerin farklı mimariye sahip evleri olmuştur. Burada yapılan kazılarda 4 tabakaya rastlanır; I a artık koloni çağı sona erer. Hititlerin kuruluşuna denk gelir. Fazla buluntu yoktur. I b Eski zengin döneme ulaşılmamız düşüş görülmüştür. II Asıl zengin tabaka (en parlak dönem) yangınla son bulur. III Fakir tabaka IV ANA TOPRAK Sivil Mahalleler: Çok düzenli , sistemli yapılaştığı anlaşılır. Meydana açılan dar sokaklar (3,3-5m) mevcuttur. O dönem için bu uzunluk dikkat çekicidir. Bu mahallelerde aş evleri ve konutlar yer alır. Bir bina zarar gördüğünde, yerine yenisi yapılır.Bu nedenle topografya düz değildir. Evler arasında 15-20 cm kadar boşluk vardır. Binaların yan yana oluşu sıkışık görünüm sergiler. Evlerde bodrum ve birinci katlar vardır. Temel taş, temel üstü kerpiçten oluşur. Binaların temeli taş yığınlarıyla oluşturulur. Üste doğru kerpiçle yükseltilir.Yangına karşı ocak önlerine duvar örülerek önlem alınmıştır. Çatılar dal, toprak gibi maddelerle kapatılırdı. ‘İnsanları çok temizdir. Evler sıvalıdır’ der Özgüç. Tüm artıklar sokak ve meydana atılırdı. Sokaklarda zaman zaman taş döşeme görülür. Sokak kapısının önünde kaldırım görülür. Pis suların atıldığı kanalizasyon sistemi de vardır. Evler 90 derece dönmüyordu. Depo,arşiv odası, kiler, mutfak, yatma-oturma odası gibi bölümler olabilir. Ancak bir çok iş sadece bir odada yapılır. Girişler tektir. At nalı şeklinde yerden yükseltilmiş kubbeli fırınlar mevcuttur. Evlerin yamuk oluşu rahatsızlık yaratmaz. Merdiven kanıtları bulunur. Tüccar evlerinin arşiv köşeleri Kutsal köşeler her evde vardı tüphaneleri misali tabletler bulunur. Mühürler bazen sepetlerde saklanır. Ev sahipleri bu sayede anlaşılmıştır. ışık ve hava kapıdan Platform üzerinde at nalı ocaklar alınırdı, pencere yok tavanda delikler olabilir. II. Tabaka: Ticaret konusunda büyük gelişme gözlenir. Anadolu’ya geçmişlerdir. Kervanlar Fırat’tan Malatya’ya, Kahramanmaraş’a; bazıları da Toroslardan Tuz gölü, Cappadokia diğerleri ise Anadolu’nun yüksek yerlerinde alışverişi sağlarlar. (Fırat-Dicle yolu kullanımı) Bu ticaretin en büyük getirisi daha önceki sayfalarda da belirttiğimiz gibi anıtsal mimarlık, çanak çömlekte zenginlik, silindir mühürler ve yazıdır. Ev mimarisinde gelişmişlik gözlenir. Taş duvar, kerpiç kullanımı söz konusudur. ( bkz. önceki konu) Evler temiz, sokaklar ise çöp doludur. Tabaka yangınla son bulmuştur. Ancak bu, dışardan gelen bir istilayla gerçekleşmemiştir. Ib Tabakası: Eski ihtişamına ulaşamamıştır. Yapılar daha özensizdir. Büyük küplerin olduğu depolar vardır. Hiç kullanılmamış, ticari amaçlı çanak çömlek bulunur. Bu yapıları ilk kazan Hrozny’dir. Geç Saray’ı çizimsiz ve fotoğrafsız kaldırır. Bu büyük bir eksikliktir. Saraylar, daha geç dönem insanları tarafından da hasara uğratılmıştır. Sadece kral ailesinin oturduğu bir merkez değil, ekonomik işlerin de gerçekleştiği ‘ekonomik merkez’dir. Kervanlar höyüğe girmeden önce saraya uğrardı. Tüccarlardan vergi alınır, fiyat biçilir ve Kârum alanına geçilirdi. Sarayda yerli Anadolu beyleri oturuyordu. Hukuk da buna uygun olarak sürdürülüyordu. Ib’de ayrıca tapınaklar bulunmuştur. Tapınaklara ikiz tapınak adı verilir. Andezit temel üzerine kerpiçten yapılmış, kapı bulunamamıştır. Ancak yazılı kaynaklarda karşılaşılmıştır. 2 katlı olarak kullanıldığı düşünülebilir. Tilmen Höyük’te hilani ev planı da bunlara benzemektedir. Eski Saray: II. Parlak dönem sarayıdır. 80 m’lik alanda ortaya çıkmıştır. Surla çevrilidir. Saray tüccar mahalleleri tarafından korunmuyordu. Sur 4 m. kalınlığa, 36 m. uzunluğa sahiptir. Sur ve binalar taş temel üzerine kerpiçle inşa edilmiştir. (Andezit taşı) Ahşap kullanımı sebebiyle yangınların önüne geçilememiştir. Odaların işlevi bilinmemektedir. Ancak odalarda mühürler, bullalar, altın, tunç kaplar, bilezikler, iğneler, zengin çanak çömlek topluluğu, tablet ve zarf parçaları bulunur. Surdaki çıkıntılara ‘testere dişi’ adı verilir. Bu gelenek Tarsus-Gözlükule’de de karşımıza çıkar. Alişar’ın 11 T ve 10 T tabakaları Kârumla özdeştir. Burada da testere dişli sur yapımı gözlenir. Ancak Hititler’de görülen ‘sandık duvar’ yapısı Kültepe’de bulunmaz. Dışı sağlam, içi masif tarzda bu yapının Alişardakinden farklı olduğu anlaşılır. İçi kırık taşla doldurulmuş duvara ‘masif tarz’ adı verilir. Geç Saray: Ib tabakası sarayıdır. Yangından sonra yapılan sarayın kralının adı War^sama’dır. Bunu iki şekilde anlayabiliyoruz. 1. Başka bir kralın ona yazdığı mektup ele geçer. Mama kralı Anum-hırbi bu mektubu yazar ve Güneydoğu Anadolu şehir isimlerini kullanır. 2. Bir gecede yapıyı ele geçirdiğini söyleyen kral Anitta’dır. Anitta ilk Hitit krallarındandır. Onun mektubu da bu sarayda bulunur. Metinde gece burayı zapt ettiklerini, halkı öldürmediklerini, Nêsa’ya geldiklerini söyler. Pithana da Anitta’nın babasıdır. Hititlerin kuruluş dönemine denk gelir. Tahsin Özgüç ise bu sarayda bir çevre duvarı bulur. (110. – 100 m.) Temelden itibaren taş üzerine kerpiç, ahşap kullanımı görülür. Duvar resmi yoktur. Kapıların yerleri de bulunamamıştır. Kuzeyde 42 oda bulunmuştur. (bkz. Plan) Tablet, silindir mühür, damga mühür, bulla (damga mühür artışı), metal eserler, altın, tunç takılar, süslü iğneler, bilezikler, boncuklar, küçük tunç kaplar, pişmiş toprak çanak çömlekler, değerli taşlardan heykelcikler bulunmuştur. Tapınaklar: (1b yönetici isimleri) Anitta Pithana Warsama Inar Özdeş Zamanlı Kazı Alanları • Kültepe (Tahsin Özgüç) • Aksaray-Acemhöyük (Nimet Özgüç, Aliye Öztan) • Konya-Karahöyük (Sedat Alp) • Alişar (H.H. Hauptmann, VonDer Osten) • Boğazköy-Hattuşaş (Makridy Bey, Kurt Bittel, Peter Nêve, J. Sectar) • Beycesultan (S. Lloyd, J. Melaart) • Yumuktepe (J. Garstang) • Gözlükule (H. Goldman) Ticaret yapanlar tanrılara bağlı yollarda ilerliyorlardı. Soygun, doğa olaylarına karşı özellikle atlı tanrı Pirva’yı çömlek, mühür gibi şeylerin üzerinde gösteriyorlardı.
Paylaş
Email Gönder
Okunma: 1591 Yorum yaz!
|
| Son Güncelleme ( Cuma, 07 Mart 2008 21:47 ) |
İstanbul Üniversitesi'nin Yaptığı Kazılar (1932 – 2000)İstanbul Üniversitesi'nin 1932'den 2000'e kadar yapmış olduğu kazılar.1- Yarumburgaz Cave : Güven ARSEBÜK ve Mihriban Özbaşaran (1988-1990)2- Yarımburgaz Cave :... Arkeoloji | nilipahri Devamı |
|
Kategori: Arkeoloji |