|
İnsanlığın ağır evriminin cilalı taş devrine ulaşmasında sonra, Ortadoğu İ.Ö. IV. Binyıldan başlayarak büyük dönüşümler geçirir. Nil ve Fırat çevresinde iki uygarlık yeşerir. Nehirlerin bereketli bir mil getiren taşkınlarını dizginlemek, suları paylaştırmak, tahılları ambarlamak,
ortak bir disiplin, bir yönetim, bir devlet yada site-devletler gerektirir. Sümerlerle firavunların Mısırâıyla ilgili olarak âsu toplumlarıâ deyimini kullananlar olmuştur. Hiçte abartılı değildir bu deyim : çünkü ilk imparatorluklar, yazı, kısacası tarih insanların sulara egemen olmalarının sonucudur. Sümer kentleri böylece oluşmuş, birbirlerine üstünlük sağlama yolunda bitmek bilmeyen savaşlardan sonra, Akkadâlı Sargonâun ya da Babilâli Hammurabiânin imparatorluklarına boyun eğmek zorunda kalmışlardır. Mısır, birliğe daha erken kavuşur; bunun bir yandan denizin, Sina çölleri ve Sina kıstağının ülkeyi istilalardan uzak tutması, bir yandan da Eski ve Orta imparatorluk dönemi firavunlarının titiz bürokrasisiyle dinsel baskı yöntemi sağlar. Aynı çağlarda, ilk iki imparatorluk istilanın uğultularıyla çalkalanırken: Mezopotamyaâda Kassitâler. Mısırâda Hiksosâlar tarihte yeni bir dönem açarlar. Onları da başka halklar buralara sürmüştür. Tanımı gereği, evrensel tarih yazının belirlenmesiyle başlar ancak. Her zaman kesin bir biçimde olmasa bile ilk siyasal oluşumları, tanıdığımız en eski toplumları egemenlikleri altında tutmuş olan ilk tanrıları, ilk hükümdarları tarihlendirip adlandırmamızı yazı sağlar. (İ.Ö. IV. Binyıl) 
TARİHÖNCESİ Â Â Â Paleontoloji, insanın tarihöncesi süresince geçirmiş olduğu evrimi ana çizgileriyle belirlemeye çalışan bilim dalıdır. Ayakta yürüyen ve taşları araç olarak kullanan âaustralantropiyenâ lerin yaklaşık bir milyon yıl önce, Dördüncü zamanda Güney Afrikaâda belirir. Daha sonra Asya, Endonezya, Afrika ve Avrupaâda âarchantropiyenâ ler görülmüştür. Cava âpitekantrapusâu ve Pekin âsinantropusâu gibi âPaleantropiyenâlerde taş yontmacılığı yetkinleşmiş, beyin hacmi büyümüştür. Bunların Avrupa olunu, kaş kemerleri çıkık âNeandertal İnsanlarıâ oluşturur. Neandertal İnsanlarının yerinide İ.Ö. 30 000 yıl önce, daha gelişmiş insanlar olan Cro-Magnon insanlarına benzeyen âneantropiyenâler almış ve böylece bir eşik aşılmıştır. Â Â Â İnsanoğlunun doğa tarihinden farklı kendine özgü bir tarih oluşturması, onun doğaya bilinçli ve etkin müdehalesi ile başlar: Alet yapımı. Bu müdehale ile insan, b,r yandan doğayı dönüştürürken öte yandan kendi de dönüşür. Â Â Â Geçimini, avcılık, toplayıcılıkla sağlayan, gruplar halinde dolaşan, göçebe insanıdır bu. İnsanlığın bütün tarihinin %98âi bu dönemdedir. Arkeologlar Paleolitik dönem yada Yontma taş devrş derler. Jeologlar ise Pleistosen. Â Â Â Bundan 10 000 yada 12 000 yıl kadar önce, Yakındoğuâda insanoğlu tarıma ve evcilleştirilmiş hayvancılığa geçti. Göçebelikten yerleşikliğe geçiştir bu aynı zamanda. Arkeologların Neolitik dönem yada Cilalı taş devri dedikleri . . .
NEOLİTİK DEVRİM    İnsan o zamana kadar çeşitli hayvanlar, balıklar, meyve ve bitkilerle beslenmiştir. Yeni tüketim alanları bulmak ve bunun içinde sürekli yer değiştirmek zorundadır.neolitik çağda üretici duruma gelen insan, toprağı sürer, sular, bitki türlerini ayıklayıp eker ve hayvanları evcilleştirir.    Tarım ve hayvancılık insanlara yepyeni yaşam olanakları sağlar. Bunlara çömlek ve seramik yapımıyla, bakır, altın gümüş gibi madenlerin işlenmesi de eklenir. Eski Dünya da neolitik çağın ilk merkezleri Akdeniz Yakındoğuâsu, İran, Anadolu, Trakya ve Makedonyaâdır. Bu dönem İ.Ö. 8 000 yılına doğru başlar. Suriyeâde Filistinâde yapılan kazılarda silo kalıntıları, taştan oraklar, kaseler, havan ve havanelleri, çiğ tuğladan yapılmış ev kalıntıları ortaya çıkmıştır.    Kentler bu evrimden doğmuştur. Irakâta Yarmo, Filistinâde Eriha, Türkiyeâde Çatalhöyük ve Alacahöyük dünyanın ilk kentleri arasında sayılabilir.    Bu neolitik uygarlıkların altın çağı VI. Binyıldır. Bu çağda seramik her yanda gelişmiş, duvar resimlerinde ve kilden kabartmalarda av ve dans sahneleri, ilk tanrıların başları görülmüştür. Mezarlardaki ilk ölü eşyaları ölümden sonra ki yaşam inancına tanıklık yapar.    Mısır ve Kuzey Afrika, Batı Asyaâya göre biraz geri kalmıştır. Nil vadisinde neolitik uygarlığın belirmesini İ.Ö. 5 000 yılına doğru, tarımcıları ve hayvancılarıyla Filistin etkileri kolaylaştırmış olabilir. Ama Mısır arayı çabuk kapatacaktır. Fırat Vadisi gibi Aşağı Nil vadisi de yepyeni bir evreye sahne olur IV. Binyıl içinde.    Siteye dayalı dinsel-siyasal bir hiyerarşiyle yönetilen, sulamaya dayalı bir tarımla geçinen, madenleri işleyen ve yazıyı bulan örgütlü bir uygarlık doğmuştur. Toprakların su taşkınıyla durmadan yenilenen benzersiz verimliliği, insana ancak ortak bir disiplin sağlayacak, toplum çerçevesinde yardımcı olabilirdi.    Bent ve kanallarım, yapım ve bakımı, kurallar, yasalar ve bir denetmenler bürokrasisini gerektirmekteydi ve aynı oldu Çinâde İndüs ve Sarı Irmak vadilerinde de ortaya çıktı.    Ama işe, insanlığın büyük yürüyüşünü kronolojik açıdan başlatmış olan uygarlıkları yani Mısır ve Sümer uygarlıklarını incelemekle başlamak gerekir....   Â
|