Çayönü ve Hilar Mağaralari
Acemi Arkeolog tarafından yazıldı   
Cuma, 12 Ekim 2007 17:42

Dünyanın en eski arkeolojik yerleşimlerinden, Diyarbakır'daki Çayönü ve Hilar mağalarının dibine açılacak taşocağına herkes karşı. Koruma kurulu hariç!

ÇayÖnü Hilar Mağaraları Çayönü arkeolojik yerleşimini ve Hilar mağaralarını daha önce duymamış olabiliriz. Çayönü, Diyarbakır'ın Ergani ilçesi Sesverenpınar köyünde ve Yakındoğu'nun tarımcı en eski topluluğuna ait kalıntıları barındırıyor. Bu tarihöncesi höyüğe komşu Hilar mağaraları ise Anadolu'nun en eski mağara yerleşimlerinden.

Tüm dünya gibi Diyarbakırlılar da illerinde yer alan bu değerlerin farkında. Nitekim Diyarbakır Müze Müdürlüğü 2006 yılı sonunda, yerleşimlerin daha iyi korunması ve bölge halkına getiri sağlaması amacıyla Diyarbakır İl Özel İdaresi'nin de desteğini alarak 'Hilar Mağaraları ve Çayönü'nün Turizme Açılması' projesine başladı. Proje, Kültür ve Turizm Bakanlığımız tarafından da onaylandı. Mağaralarda kazı ve temizlik çalışmaları yapıldı, açığa çıkarılan yer ve mimari kalıntıların rölöveleri çıkarıldı, alanın çevre düzenleme projeleri ve hatta yakındaki köyün altyapısının iyileştirilmesine ve buradaki tarihi konağın restorasyonuna dair projeler dahi tamamlandı. Ve yasalar gereği, tüm bu projeler bölgeden sorumlu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'na sunuldu. Her şey, Türkiye'nin her yerinde olmasını arzu edeceğimiz kadar güzel.

Çayönü Hilar Mağarası Diyarbakır Çayönü

Ancak tam da hak ettiği ilgiye yıllar sonra kavuştuğundan konuşulurken Hilar mağaralarının hemen yanına bir mermer ocağı açılacağı haberi alındı. Söz konusu ocak faaliyete geçtiği takdirde değil bu kültürel mirası korumak ve turizme kazandırmak, mevcut durumlarını bile muhafaza etmek mümkün olmayacak. Üstelik söz konusu iki komşu yerleşim de sit statüsüyle korunuyorken. Çayönü, kazı ekibinin teklifi ile Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 10.02.1990 gün ve 390 sayılı kararıyla 1990 yılında 1. derece arkeolojik sit, Hilar kayalıkları ise doğal ve arkeolojik sit ilan edilmişti.

İşin en garip tarafı, mermer ocağı açılması istenen alanın eskiden de aynı amaçla kullanılması. Bölgenin 1990 yılında sit ilan edilmesiyle, Hilar kayalıklarının devamındaki bu ocak kapatılmıştı. Yani sit alanı içerisinde olmamasına rağmen bu ocağın Hilar kayalıklarına zarar vereceği 17 yıl önce tescillenmişti.

Sit alanına bitişik parselde ocak işletmek isteyen firma, konuyu Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'na sormaya gerek bile duymadı. Firma sivillerin çabalarıyla bu girişimi koruma kuruluna götürdü. Ama kurul da, firmayı mahcup etmedi: Mermer ocağının, sit sınırı dışında kaldığı gerekçesi ile 'koruma' kurulunu ilgilendirmediğini bildirdi. Bunun üzerine müze müdürlüğü ve Çayönü Kazıları İkinci Başkanı Doç. Dr. Aslı Erdoğan sit alanının genişletilmesi talebiyle koruma kuruluna başvurdu. Yönetmelik gereği görüşleri istenen Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ergani Kaymakamlığı sit sınırının genişletilmesi konusunda olumlu cevap verdi. Ama ne hikmetse ilgili tüm kuruluşların olumlu görüşüne rağmen koruma kurulu sit sınırının genişletilmesini uygun bulmadı.

Bu eşsiz kültür mirasının tahrip olmasına göz yumamayan arkeologlar konuyu mahkemeye taşımak durumda kaldı. Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği ve Doç. Dr. Aslı Erim Özdoğan, koruma kurulu kararının iptali için dava açtı. Bu girişim, Diyarbakır Barosu tarafından da desteklendi ve dava, baro başkanı Avukat Sezgin Tanrıkulu tarafından üstlenildi. Devam eden davada mahkeme, bilirkişi tayini için davacılardan 2 bin 500 YTL talep etti. Ve sivil toplum temsilcisi olan davacılar parayı bugüne kadar tedarik edemedi. Bu para temin edilemez ise dava düşebilir.

Bölgeyi en eyi tanıyan arkeologlardan Aslı Erim Erdoğan 'Yıllardır Diyarbakır'ın, özellikle çevre illere kıyasla turizm gelirinden yeterli payı almadığından yakınılır. Hilar kayalıkları bir doğa harikası olmanın yanında çeşitli mezarlar, sarnıçlar, kaya kabartmaları, antik ekonomiyi gösteren üzüm işlikleri gibi öğeleri de barındırıyor. Halen üzerinde bir köyün oluşu, geçmiş ile bugünü bağlayan bütün halkaları izlemek için muhteşem bir gezi imkânı yaratıyor. Taşocağı açılırsa bölgeyi ziyaret eden birinin göreceği şey, bu mirası toz duman arasında kemiren iş makinaları olacak' diyor.

Mermer ocağı 17 yıl önce tarihi dokuya zarar vereceği için kapatılmıştı. On yedi yıl sonra değişen şey, yeni girişimcilerin arasında eski bir koruma kurulu üyesinin bulunması mı?

Haber ve Fotoğraflar: Gökhan Tan / Atlas Ekim 2007, sayı 175

Geri izleme(0)
Yorumlar (0)Add Comment

Yorum yaz!
Küçült | Büyüt

busy

Geri Dön

 

Son Haber Başlıkları

Jül Sezar'ın bilinen en eski büstü bulundu

Çarşamba, 14 Mayıs 2008 | nilipahri

article thumbnailFransız Kültür Bakanlığı, güneyindeki Rhoneen Arles'da Jül Sezar'ın (Gaius Iulius Caesar) bilinen en eski, aynı zamanda imparatorun saçsız ve yüzünde kırışıklıklarla tasvir...
+ Devamı

Seba Melikesi Belkıs'ın kayıp sarayı bulundu

Pazartesi, 12 Mayıs 2008 | nilipahri

article thumbnailAlman arkeologlar, Etiyopya'da (Eski Habeşistan) Aksum'da efsanevi Seba Melikesi Belkıs'ın sarayının kalıntılarını ortaya çıkarmayı başardı. Almanya'daki Hamburg Üniversitesi'nden...
+ Devamı

Diğer Başlıklar

Makale Ekle Link Ekle

Üye Girişi

Duyuru Panosu

İSTANBUL ARKEOLOJİ MÜZELERİ MARMARAY-METRO KURTARMA KAZILARI SEMPOZYUMU

> 5-6 MAYIS 2008
>
>
> PROGRAM
>
> I. GÜN: 5 Mayıs 2008, Pazartesi

nilipahri | Sunday, 4 May 2008

Son Yorumlar

E-Mail Aboneliği

Yeni yazılar E-Mail Adresinize gelsin

Kimler Online

Online Kayıtlı Yok
Misafir: 63